bedensel bellek sen misin?

Ortalama Okuma Süresi: 4 dakika

Bazen insan tarihleri unutuyor; ayın kaçı olduğunu, saatin kaç olduğunu…

Ama farkında olmadığımız bir hafıza var o hiç unutmuyor. Beden tepkiler veriyor.

Bazen miden bulanıyor.

Bazen kendini kötü hissediyorsun sebepsiz yere.

Bazen başın ağrıyor.

Sonra tarihe bakıyorsun.

Aslında senin için çok önemli bir kaybın sene-i devriyesinin arifesindesin, ya da o kişiye ait özel bir günün arifesi ya da o gün.

İki üç gündür yine hiçbir yere sığamıyorum. Günler zaten sanki her zamankinden hızlı akıyor. Bir anda 19 Mayıs günü kendime geldim.

Herkes, her yerde 19 Mayıs dediğinde ayıldım.

Neden öyle hissettiğimi anladım. Neden her 19 Mayıs’ta bir tarafımın buruk olduğunu da bir daha hatırladım.

Yarın babamın doğum günü.

Yaşasaydı bugün belki 67 yaşında olacaktı.

Bu hissi tanıyanlar bilir.

Bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyorsunuzdur ama nedenini bilemiyorsunuzdur. Yorgun ama uyuyamıyorsunuzdur. Huzursuz ama sebebini tarif edemiyorsunuzdur. Sanki havada bir şey var, ama sadece size görünüyor.

Bu his ‘sebepsiz’ değil.

Sadece sebebi bilinçte değil, bedende.

Belki kaçtığımızdan, belki yaralarımızın kapanmamış olduğundan, belki bazı korkularla yüzleşmekten kaçmaktan…

Sen kaçtığını sansan da aslında içinde bir yerlerde kaçamıyorsun.

İçinde bir yerlerde o yara hep açık ve aslında kendini hep bir şekilde hatırlatıyor.

Bedensel Bellek: Psikoloji Ne Diyor?

Psikiyatrist ve travma araştırmacısı Bessel van der Kolk, yıllar süren çalışmasını tek bir cümleyle özetledi:

The body keeps the score. – Beden skoru tutuyor.

Van der Kolk’un aynı isimli kitabı, beynin travmatik veya duygusal açıdan yoğun deneyimleri nasıl kaydettiğini anlatıyor. Açık bellek — bilinçli olarak hatırladıklarımız — hipokampüste işleniyor. Ama bir de örtük bellek var: bedenin, sinir sisteminin, kasların kaydettiği ve bilinçte yer bulmayan anılar.

Bu anılar silinmiyor. Sadece görünmez hale geliyor.

Ta ki beden onları hatırlayana kadar.

Yıldönümü Tepkisi

Psikolojide buna özel bir isim var: anniversary reaction — yıldönümü tepkisi.

Tanımlı, araştırılmış, gerçek bir kavram.

Önemli bir kaybın, travmatik bir deneyimin veya duygusal açıdan yoğun bir anın yıl dönümünde — bazen tarih bilinçte fark edilmeden önce — sinir sistemi o dönemi tanıyor. Ve tepki veriyor.

Mide bulantısı. Baş ağrısı. Uyku düzeninin bozulması. Sebepsiz hüzün. Konsantrasyon güçlüğü. Huzursuzluk.

Bunların hepsi ‘hayal’ değil. Bunlar sinir sisteminin diliyle ‘bu zamanı biliyorum’ demesi.

Peter Levine, Somatic Experiencing çalışmalarında şunu söylüyor: travma zihinsel bir olay değil, bedensel bir olaydır. Beyin onu işleyemediğinde, beden taşımaya devam eder.

Neden Tarih Bilinmese de Beden Biliyor?

Çünkü beyin birden fazla şekilde hatırlıyor.

Açık bellek bilinçli. ‘Şu tarihte şu oldu’ türünden. Bu bellek zaman içinde soluklaşabilir, ayrıntılar kaybolabilir.

Ama amigdala — beynin duygusal işlem merkezi — farklı çalışıyor. O, tarihleri değil hisleri kaydediyor. Havanın dokusunu. Işığın kalitesini. Bir kokunun ağırlığını. Ve yıl döndüğünde, o his geri geliyor — tarih hatırlanmadan önce.

Bu yüzden bazen mayıs geldiğinde yorgunsunuzdur.

Bazen sonbaharın ilk günlerinde sebepsiz hüzün bastırır.

Bazen belirli bir müzik parçası duyulduğunda nefes daralır.

Beden tarih tutmuyor. Ama his tutmuyor.

Bu Farkındalık Ne İşe Yarıyor?

Çok şey.

Çünkü ‘sebepsiz kötü hissediyorum’ ile ‘bedenim bir şey hatırlıyor’ arasında çok büyük bir fark var.

Birincisi sizi deli gibi hissettiriyor.

İkincisi sizi anlıyor.

Yıldönümü tepkisini adıyla tanımak, ona karşı daha nazik olmayı mümkün kılıyor. ‘Neden böyleyim?’ diye kendinizi sorgulamak yerine ‘anladım, beden hatırlıyor’ diyebiliyorsunuz.

Bu küçük bir fark gibi görünebilir.

Ama içeride çok büyük bir şeyi değiştiriyor.

Babam İçin

Yarın babamın doğum günü.

İki üç gündür neden hiçbir yere sığamadığımı şimdi daha iyi anlıyorum.

Bilinç tarihi henüz sormamıştı. Ama beden çoktan biliyordu.

Her sene onunla ilgili yazmak, bir tür anmak gibi hissettiriyor bana. Tarihin ağırlığını taşımak yerine, onu bir yere koymak.

Van der Kolk ve Levine’in söylediği şeylerden biri de bu: bedenin hatırladıklarını dile getirmek — yazmak, konuşmak, adlandırmak — sinir sistemini rahatlatıyor. Yas tutmanın bir parçası bu.

Ve yas tutmak, unutmak değil.

Hatırlamanın en onurlu biçimi.

Beden skoru tutuyor. Ama siz o skoru okuduğunuzda — artık taşımak zorunda değilsiniz. Anlayabilirsiniz.

Seneler geçtikçe o günler hiç unutulmuyor.

Seneler geçtikçe bazı tarihler hiç unutulmuyor.

Unutulmuyor ama o hissiyatla yüzleşmeyi öğreniyorsun. Eskiden anlam veremediğin o huzursuzluklara bir anlam bulunuyorsun.

Büyümek ve olgunlaşmak dedikleri şeyin adı da bu.

Onlarca not, onlarca iş arasında bu gibi zamanlar aslında zamanın ve hayatın gerçekliğini insanın suratına tokat gibi vuruyor.

Kendine getiriyor.

Önce bir sarsıyor.

Sonra daha da güçlü ayağa kaldırıyor.

Kayıpları olan herkese sevgiyle.

Sevgiler,

Sevgi Müge Keçeci

Not: Bu yazı reklam veya ticari bir amaç gütmemektedir.

Fotoğraf: Pexels – Petra Ryan 

Kaynaklar: Bessel van der Kolk — ‘The Body Keeps the Score’ (2014) · Peter Levine — ‘Waking the Tiger: Healing Trauma’ (1997) · Anniversary reaction kavramı: American Psychological Association

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)