Multipotentialite: Çok yönlü olmanın dayanılmaz hafifliği!

Ortalama Okuma Süresi: 4 dakika

Bana küçükten hep bir şey sordular.

‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’

Cevabım hiç sabit kalmadı.

Bir gün mimar. Bir gün moda tasarımcısı. Bir gün dergi editörü. Bir dönem iş insanı. Sonra dijital dünya. Sonra rehberler. Sonra strateji. Sonra başka bir şey.

Ve her seferinde bu cevabın karşısında aynı yüz ifadesiyle karşılaştım. Hafifçe kırışan kaşlar. Kibarca söylenmemiş ama net hissedilen mesaj:

‘Bir türlü karar veremiyor.’

Bir Kelime Buldum

Yıllar sonra, tam da bunları düşünürken bir kelimeyle karşılaştım: Multipotentialite.

Emilie Wapnick adında bir kadın bunu şöyle tanımlıyor: Birden fazla alanda derin merak ve yetenek taşıyan insanlar. Tek bir ‘calling’i olmayan, ama bunu bir eksiklik olarak değil güç olarak yaşayan insanlar.

O kelimeyi okuyunca içimde bir şey yerine oturdu.

Dağınık değilmişim.

Çok yönlüymüşüm.

‘Bir Şeye Odaklan’ Baskısı

Uzmanlık çağında yaşıyoruz. Her yerde aynı tavsiye:

‘Niş bul. Tek konuya odaklan. Derin ol. Uzman ol.’

Bu tavsiye yanlış değil. Bazıları için çok doğru. Bir konuya odaklanmak gerçekten güç.

Ama bazılarımız için bu tavsiye içimizde bir şeyi kırıyor.

Çünkü biz at seviyoruz ve örgü örüyoruz ve strateji kuruyoruz ve şehir rehberleri yazıyoruz ve psikoloji ile felsefe arasında gidip geliyoruz. Ve bunu yaparken hiçbirinden sıkılmıyoruz — sadece bir sonrakine de merak duyuyoruz.

Bu bir sorun değil.

Bu bir karakter.

Multipotentiali’nin Süper Gücü

Şunu fark ettim: çok yönlü insanlar aslında çok nadir bir şeye sahip.

Farklı alanları birleştirme yeteneği.

Bir IR mezununun lüks stratejiyle ne işi var? Pek çok insan sormaz bile bunu. Ben sordum ve cevabı buldum: her şeyi var. Çünkü uluslararası ilişkiler sana dünyayı sistem olarak okumayı öğretiyor. Lüks strateji o sistemin en kırılgan ve en anlamlı noktasında çalışıyor.

Zanaat sevgisiyle dijital dünyanın ne ilgisi var? Her şeyi var. Çünkü zanaat sana ‘az ama öz’ u öğretiyor. Dijital dünya ise tam tersini söylüyor. Ve bu gerilimi anlamak — ve yönetmek — çok az kişinin yapabildiği bir şey.

Dağınıklık mı, Derinlik mi?

Multipotentialite’yi yanlış anlamamak lazım.

Bu her şeye yüzeysel ilgi duymak değil.

Tam tersi.

Çok yönlü insanlar merak ettikleri her şeye derin iniyor. Sadece tek bir kuyudan değil, birçok kuyudan su çekiyor. Ve bu kuyular çoğu zaman birbirine ulaşıyor — herkesin göremediği yeraltı yollarıyla.

Sorun dağınık olmak değil.

Sorun, dağınık olduğuna inanmak.

Sana da Söylediler mi?

Karar veremiyorsun.

Çok şeye ilgi duyuyorsun.

Bir türlü yerleşemiyorsun.

Odaklan biraz.

Eğer bu cümleler tanıdık geliyorsa sana bir şey söyleyeyim:

Sen dağınık değilsin. Sen çok yönlüsün. Ve bu dünyada giderek daha değerli bir şey.

Çünkü tek bir alanda uzman olmak artık bir algoritma da yapıyor.

Ama farklı alanları sentezlemek, aralarındaki görünmez bağları bulmak, ve bu bağlardan yeni bir şey üretmek — bunu hâlâ sadece insanlar yapıyor.

Ve içinizden bazıları bunu diğerlerinden çok daha iyi yapıyor.

Dayanılmaz Hafiflik

Multipotentialite’yi bir kelime olarak öğrendiğim gün çok şey hafiflemişti.

Kendimi açıklamak zorunda hissetmek hafiflemişti.

Her seferinde ‘ama asıl ne yapıyorsun?’ sorusuna verilecek özür hafiflemişti.

‘Daha seçici ol’ tavsiyesinin yarattığı suçluluk hafiflemişti.

Çünkü artık biliyordum:

Ben seçemiyorum değil — ben hepsini seçiyorum. Ve bu bir zayıflık değil, tam da benim gücüm.

Siz de çok yönlü müsünüz?

Hangi alanların kesişiminde duruyorsunuz?

P.S.: İlgili TED konuşmasını buraya bırakıyorum.
https://www.youtube.com/embed/4sZdcB6bjI8?si=8OD9ybBAF9jsnu8N

Sevgiler,

Sevgi Müge Keçeci

Not: Bu yazı reklam veya ticari bir amaç gütmemektedir. 

Fotoğraf: Pexels – Khusen Rustamov 

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)