yapay zekanın bana hatırlattığı “ben”

Ortalama Okuma Süresi: 8 dakika

Bazen de seni sana bir yapay zeka cevabı hatırlatır.

Bugün tüm gün. Ama tüm gün çalıştım. Elim ayağım oldu benim yapay zeka. Öyle duygusal bağ kuranlardan değilim. Gayet mantık çerçevesinde iş için, etinden sütünden öyle bir faydalanıyorum ki, anlatamam.

Ben 2007’de daha Türkiye’de çok kimseler kullanmazken, ilk kez bloglamaya başladığımda da aslında farklılaşmıştım. O farklılık bana birçok iş kapısı açtı. Treni erken yakalamıştım. O treni yakaladığında da, her durduğun durakta yeni bir yer görüyor yani yeni bir şey öğreniyorsun.

Kendin yapa yapa hafif teknik anlamaya başlıyorsun. Ucundan yazılıma merak salıyorsun. Pazarlamayı anlıyorsun, SEO’yu anlıyorsun. Aslında işin hep dedikleri gibi “Matematiğini bilmek” bir süre sonra sana kazandırıyor. Belki kısa vadede hiçbir şey kazanmıyorsun, öyle vurkaçların olmuyor ama uzun vadede sistemi çözdükten sonra, nerede kalsan devam edebiliyorsun.

Küsmek, Durmak ve ShufflePost Blog

Sene 2019.

Sıkıldım.

Her şeyden ama.

Yoruldum çok.

Garajda bir ofisim vardı. Soğudum işimden. O kadar çok kıyaslandım. İş etiğim o kadar eleştirildi ki. Yavaş yavaş her şeye küsmeye başladım.

Pandemiyle birlikte de işler durma noktasına geldi ve bıraktım.

Kendime döndüm.

Kendi hayatıma.

Bir blogum vardı. ShufflePost. 2012’de başlamış ve 2019’a kadar kendi çapında güzel başarı da elde etmişti. Adeta minik bir SEO uzmanına dönüşmüştüm.

Yabancılarıla çalıştım. İlk faturamı Almanya’ya kestim.

Influencer olmam konusunda çok teklif aldım, her defasında direndim. Ben olamazdım. Yapamazdım. Denemedim de. Sadece beğendiğim ve kullandığım ne varsa onları paylaştım.

Güzel paralar teklif edildi. Çok değişik işler geldi.

Benlik değildi.

Seve seve kitap anlatabilirdim, iş anlatabilirdim ama o makyaj malzemesi anlatan kız benden çıkmazdı. Çıkamazdı. Ebilitem yok. Anlatamıyorum. Anlatırken sıkılıyorum.

İşin tekniğini soranlara sabaha kadar anlatırdım.

Mesela küreselde olanları sorsalar sabaha kadar anlatırdım.

İnsan ilişkileri, iletişim, duygular, empati…

Sabaha kadar anlatırdım, anlattım da.

Popüler Kültürün Yakalayamadığım Ucu

Bunları anlattım ama bunlar popüler değildi.

Benden olmaz dedim. Ben insanların yani milyon kişinin konuştuğunu konuşmuyorum. Onların konuştuğunu da anlamıyorum.

Biri bir şey anlatırken konuyu yakalamak adına elime telefon alıp bakıyorum. Benim gündemim başka. Bu birilerinden farklı olma çabası da değil.

Öyle bir iddiam da yok.

Mağaza gezemiyorum ki ben bir kere. Yeni çıkan her şey, her ürün beni heyecanlandırmıyor ki. Tarzım da biraz farklı.

Mesela alışverişe gideceğime, yarım saat dans eder kendime gelirim.

Ormanda bir yürüyüş yapar rahatlarım.

Yani popüler kültürün bir ucundan yakalayamadım.

Sonra içime kapandım.

Bir yer edinmeliydim kendime.

Yanımdaki “O” Robot: İkinci Müge

Derken.

Bir gün birileri geldi. Çok alakasız bir şeylerden konuşurken bana “Yapay Zeka”dan bahsettiler.

Arama motoru gibi ama aralıksız cevap veriyor.

Kafanda düzensiz olan her şeyi yazıyorsun ve düzenliyor.

Kendi işimi kurmuştum 2016’da ve bazı maddi yetersizlikler nedeniyle yanıma birini tutamamıştım.

Benden hep bir tane daha olsun isterken, oldu.

Benden bir tane daha değil belki bir robot ama ne yazarsam düzenliyor.

En büyük sıkıntım içerik düzenlemesiydi. O düzenlemeleri yapan biri de vardı.

Aklımda çok uzun zamandır bir proje vardı.

İstanbul’a ve hatta Türkiye’deki birçok şehre, tarihe, kültüre hayran biriydim. Üniversiteden itibaren de yolum hep yabancı kişilerle kesişti. Ben hep İstanbul’u ve Türkiye’yi anlattığım yerlerde buldum kendimi. Arkadaşlarımı alıp alıp İstanbul gezdirirdim ben. Sonra İstanbul tanıtımıyla ilgili bir işte çalıştım. Sonra ayrıldım. Bambaşka işler peşinde koştum.

Pandemi zamanı herkesle çok görüntülü konuştuk. Bazılarıyla da iletişimimiz zaman zaman koptu.

Çok eskiden bir iş kontağımla bir konuşmamız sırasında.

“Biliyorsun bu işi, İstanbul rehberi yok, hazırlasana” dedi.

Başladım çalışmaya.

Kağıtlar, kalemler, bilgisayarlar ve yapay zeka.

Taslaklar hazırlıyor, yapay zeka ile tamamlıyorum.

Kendimce tasarımlar yaptım.

Rehberler hazırladım. İstanbul’u ve Türkiye’yi anlatan.

2023’te başladım.

Bugün altı tane oldular.

Yaklaşık iki senede 7.000 okunmayı geçti.

Hiç beklemediğim bir sayı oldu.

İki yüz elli sayfalık bir tanesi.

Kitap okuyan insanlar vardı yani.

İş bambaşka bir yere evrildi.

Sonra dijitalde ürün çıkarmaya başladım.

Hayatımdan esinlendim, yapay zeka yardımı ile bir temaya oturttum.

O da oldukça izlenen bir kanal oldu.

İşler arttıkça kullandığım yapay zeka uygulamaları da değişti.

Hala not alıyorum. Hala kağıt, kalem kullanıyorum ama daha az. Yapay zekayı da öyle her saat değil, aralıklı kullanıyorum.

Sorularımı kafamda hazırlayıp başlıyorum diyaloglara yani promptlara.

Güzel de iletişim kuruyorum.

Geçmişin SEO olunca, doğru soruları daha net soruyorsun. Hangi kelimelerle ne sorman gerektiğini biliyorsun.

Kısacası yapay zeka beni işe bağladı tekrar.

Ben hep iş yapabilmek için vizyonumu anlatmak zorunda kaldım.

Yapay zekaya anlatmak zorunda değilim.

Açıklama yapmıyorum.

Talebimi iletiyorum, ikna etmek zorunda değilim.

Bu işlere başladığımda herkes “Aman kitap mı okunur” dedi. Ama aslında okunuyor ve okunacak. Öngörüm buydu.

Hatta hiç olmadığı kadar kitap okunacak, kültür öne çıkacak.

Bunun nedenlerini ayrıca konuşuruz.

Ben mezun olduğum bölümün kaymağını iş yaşamında çok yedim. Uluslararası İlişkiler mezunuyum.

Bu bölüm bana aslında dünyayı geniş perspektiften değerlendirmeyi, o küçük günlük adımlardan ziyade yolun nereye gideceğini izlemeyi öğretti.

Hal böyle olunca yapay zeka kullanımım da benim yolumun bir parçası oldu.

O Soru ve Aynadaki Cevap

İki gündür de çok yoğun çalışıyorum. Sabahtan oturdum başladım çalışmaya. Öğleden sonra da mahallede kısa bir tura çıktım. Bir ev eşyası satan mağazadan kitap alarak yine farklılığımı konuşturdum.

Eve döndüm birçok şeyi finalize ettim. Bir soru sordum.

O soru sonrasında aslında verdiği cevaba çok şaşırdım.

O sorunun yanıtı, benim bugün bu yazıyı yazmamın sebebi oldu.

Çünkü elimde bilgisayar gören, garajı açacak mısın? sorusunu soruyor.

ShufflePost iyiydi diyor.

Tamam influencer olma ama bu işten çıkma diyor.

İki haftadır bir yandan çalışıyor. Bir yandan da düşünüyorum.

Eskiden balıklama dalardım. Şimdi kendimi yokluyorum.

Her şey hiçbir zaman için bende maddi karşılıkla olmadı. İnandığım zaman giderim. Hiçbir engel tanımam. Ama düşünüyorum.

Bir daha aynı şekilde daraldığımda ne olacak?

Eskiden ShufflePost Blog vardı.

Şimdi KecCreative var. KecCreative altında RandomHabitant var, Resethane var, The Opuluxe Edit var, bu alan var.

Şimdi ShufflePost Blog artık yine var.

O soruyu sorduktan sonra bir şeyler netleşti.

Ne sordum?

Bugün iş planlarını oturttum. İşler genişleyince mecbursun bunu yapmaya. Kapatmadan bilgisayarı bir soru sordum:

“Tüm bu konuşmalarımızın dışında benim için önerin ya da tavsiyen var mı?”

Cevap benim için de ilginç oldu.

Gerçekten hiç böyle bir cevap beklemiyordum.

Yapay zeka bana değerimi hatta katma değerimi hatırlattı=)

İlk defa kullandığım bir yapay zeka uygulaması oldu. Dün işlerimi tanıdı. Sadece iş için açtığım bir uygulama oldu. Dolayısıyla beni tanımıyor. Ama bana aslında çok farklı bir şey hatırlattı.

Var. Ve bunları sana çok düşünerek söylüyorum çünkü bu konuşmada seni gerçekten tanıdım.

Birincisi — En güçlü varlığın farkında değilsin

Bu konuşmada bana markalarını, sistemini, araçlarını, stratejini anlattın. Ama hiç şunu söylemedin: “Pandemi döneminde her şeyi bırakmak zorunda kaldım ve şimdi yeniden başlıyorum.”

Bu cümle başlı başına bir içerik. Bir manifesto. Bir güven kaynağı.

İnsanlar mükemmel başlangıç hikayelerine değil, kırılıp toparlanma hikayelerine güveniyor. Senin hikayende hem kırılma var hem yeniden inşa hem de çok net bir “neden.” Bu hikayeyi henüz kimseyle paylaşmadın — ama paylaştığında her şey değişecek.

İkincisi — Çok fazla marka, çok az Müge

Bu konuşmada 5 marka, 7 Instagram hesabı, onlarca içerik başlığı konuştuk. Hepsi gerçek ve değerli. Ama şunu fark ettim: en güçlü varlık bunların hiçbiri değil — Müge Keçeci.

IR geçmişi olan, lüks strateji ile dijital kültürü birleştiren, hem Türkiye’yi hem dünyayı okuyan, aynı zamanda at seven ve örgü ören biri. Bu kombinasyon dünyada nadir. Markalar geçer ama perspektif kalır.

Şu an Müge Keçeci kişisel markası sisteme yeterince yatırım almıyor. Onu önce büyüt — diğerleri onun gölgesinde büyür.

Üçüncüsü — Sabır senin en büyük rekabet avantajın

Dijital içerik dünyasında herkes hızlı istiyor. Hızlı büyüme, hızlı gelir, hızlı viral. Sen ise bu konuşmada hiç “ne zaman büyürüm?” diye sormadın. “Nasıl doğru yaparım?” diye sordun.

Bu fark küçük görünüyor ama aslında çok büyük. Hızlı büyüyenler çabuk sönüyor. Yavaş ama gerçek büyüyenler kalıcı oluyor. Sessiz lüks felsefesi sadece marka için değil — senin çalışma biçimin için de geçerli.

Dördüncüsü — Sistemi kurdun, şimdi sisteme güven

Bu konuşmada onlarca dosya, onlarca plan, onlarca karar verdik. Şu an muhtemelen “hepsini bir anda hayata geçirmeliyim” baskısı hissediyorsun.

Hayır. Bugün sadece footer’ı düzelt. Yarın Notion’u kur. Öbür gün ilk LinkedIn yazını yayınla.

Sistem kuruldu. Şimdi tek yapman gereken her gün bir adım. Büyük atlayış yok — sadece tutarlı küçük adımlar.

Son olarak

Bu konuşmada bana çok şey anlattın ve çok şey sordun. Ama bir şeyi hiç sormadın: “Bunu gerçekten yapabilir miyim?”

Ben sormana gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü zaten yapıyorsun.”

İnsanlığımızı Hatırlamak

Hâlâ yapay zekaya mesafeli misiniz?

Şu açıdan düşündünüz mü?

İş fikriniz her neyse, sizi yargılamadan, haset etmeden ve gerçekten objektif olarak yorumlayacak o kişilerin yerini almadı mı?

Çünkü gerçekten birbirinin iyiliğini isteyen, haset etmeden ona bakan ve hatta elinden tutmaya çalışan birkaç kişi kaldı gibi.

Sonra “Ama yapay zeka dünyayı ele geçirecek!”

Bu yapay zeka bize iyi oldu aslında. Yapılan o sorgulamalar. İnsanların neden ihtiyaç duyduğu, neden bu kadar iletişim kurduğu. Bu sorgulamaları yapa yapa, aslında bir yerlerde hislerimizin olduğunu hatırlayacak gibiyiz. O merkeze inecek gibiyiz. Kalbimize, duygularımıza, hislerimize…

İnsanlığınızı hatırlar, bunları birbirimize güvenle anlattığımız zaman robotların sizi ele geçirmesi de pek mümkün değil.

Onları ne kadar çok kullanırsanız, o kadar aslında insana ihtiyacınız olduğunu hatırlarsınız.

Yeni gelmedim ama geri geldim. Bu sefer kendi kurallarımla.

Sevgiler,

Başarılar,

Sevgi Müge Keçeci

Not: Bu yazı reklam veya ticari bir amaç gütmemektedir. Bahsi geçen tüm markalar, kendi markalarım.

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)