Father and daughter dancing together in illuminated garden at twilight

göreceksin kendini…

Ortalama Okuma Süresi: 5 dakika

İnsan hep seneler öncesinden derin anılar biriktirmez. Bazen bir sene öncesinden de, kendinin başrolü olmadığı bir sahnede bir şeyler içine dokunur ve rolü olmadığı bir anısı olur. Birilerinin adına da anı biriktirirsin.

Bu yazıyı okurken, bu şarkıyı dinleyin.

Çok severim.

Her dinlediğimde içimde bir yerlere dokunur.

Ama bu şarkının artık benim için daha başka bir anlamı var. Okuyunca anlayacaksınız.

Şarkılardan sonra yazılar başlıyor. Ben yine hatırlatmamı yapayım:)

Orjinali

Türkçesi

Devam ediyorum.

Hayal gibi ama çok güzel bir sahneydi.

Geçen sene. Nasıl moralim bozuk.

Ama nasıl daraldım anlatamam.

O gün, daha doğrusu genel olarak babasızlığı çok derinden hissettiğim bir haftaydı.

Hani bazen olur ya hayatta. Yolunu kaybedersin. Hayatta hiç deneyimlememiş olduğun bir şeyle karşı karşıya kalırsın.

Öfkelisindir. Kızgınsındır. İstemesen de isyan edersin bazı şeylere.

Bazen kadere, bazen insanlara.

En çokta onu sana en çok hissettirenlere.

Kaçtığım yerlerden birine gittim.

Benim kaçtığım yerler vardır. Söylemem kaçarım.

Kaçar giderim.

Çünkü bazen insan kimseyi görmek istemez.

Çünkü bazen insan bir süre de olsa sadece kaçıp gitmek ister. Herkesten çok uzağa. Çünkü cevap bazen içindedir. O cevabı bulmak için de herkesten biraz uzaklarda ama kendine en yakın olduğun yerde olmak gerekir.

Aynı zamanda seni hiç tanımayan insanların etrafında yabancı olmak gerekir.

Benzer sorunlarla belki uğraşanlar denk gelir, belki de geçmişten bir sahne tekrarlanır ve sen aslında unuttuğun şeyle; kendinle ve kendi içindeki güçle yüzleşirsin.

Bir kahve içimi kadar değil belki daha uzun ama bir kahve içmek için kaçtım. Ormana karşı otururken bir restoranda.

Restoranın alt kattaki bahçesinde bir düğün vardı. Düğün sahipleri düğünde dans edip coştu. Canlı müzik vardı. Herkes dağıttı. Canlı müziğe bir ara verildi.

O ana kadar kalkıp kendimi dans etmemek için zor tuttum.

Havam değişti bir anda.

Sonra bir liste başladı çalmaya.

O sırada da, küçük bir kız ve babası düğünü trabzanlara dayanmış izlerken, kız babasına düğünün ne kadar güzel olduğunu heyecanla bağırararak “Çok güzel değil mi baba?” diye sorarken bu şarkı çalıyordu arkada.

Nasıl duygulandım.

Çok anlamlı bir sahne oldu benim için. Belki o küçük kız hiç o şarkıyı hatırlamayacak, belki de seneler sonra bir yerde o şarkıyı duyduğunda bir yerlerden tanıdık gelecek.

Belki de hiç ummadığı bir şekilde içine işlenecek, işlenmiştir. Seneler sonra bir güce ihtiyacı olduğunda o an aklına gelecektir.

Belki de babasının aslan kızı olduğunu hatırlaması gerekecek.

Bir an bu şarkı bir yerlerden kulağına çalınacak.

Anlar önemli.

O anların ve o senelerde kıymetini bilmiyoruz.

Normal çünkü küçücüğüz.

Ama bizim ailemizde çok erken bir kayıp var.

Amcam.

Erken kaybetmişler onu.

O hepsi için çok derin bir yara olmuş.

Birçok şeye küsmüşler. Hayattaki tüm o gülümsemeye, eğlenceye ve daha birçok güzelliğe.

Onun o gidişi aslında ailedeki tüm erkeklere bir şey öğretmiş.

Yaşadığın her anı çocukları ve torunları için anlamlı kılmak.

Ben doğduktan sonra birçok değişmiş. Öyle anlattılar hep.

Ben senelerce onlar için neden bu kadar anlam ifade ettiğimi çok anlamaya çalıştım. Neden bana bu kadar değer ve kulak verdiklerini.

O akşam çok sıkıntım vardı, çok üzgündüm. Ama o kız ve babası bana çok başka bir şeyi hatırlattı.

Ben kendi kanlarından biri olarak gelmiş ve aslında seneler sonra yepyeni bir başlangıç yapma şansına vesile olmuştum.

Başka bir kader mümkün demişim aslında.

Kayıpların yarası baki kalacak ama kırıldığı yerden de filizlenir insan benimle pekişmiş.

Her anın kıymetini, değerini onlar hep hatırlatarak büyüttüler.

Ailenin önemini.

Aileyle geçirilen her anın değerini.

Aileden alınan o saf sevginin seni nasıl devleştirip, kuvvet verdiğini.

Tüm dünyayı karşılarına alıp; “Benim aslan kızım iradelidir ve güçlüdür. Aklına koyduğu her şeyi başarabilir” sözünün aslında ne kadar bir inanılarak söylendiğini seneler geçtikten sonra aslında yalandan değil de, derin bir gözlem sonucu ne farkındalıkla söylendiğini anlayacaksın.

Onlar olmasalar bile aslında, her anı hatırlanabilir ve özel kılmanın önemini seneler sonra anlayacağımı her an hatırlattılar.

O kız ve babasına bakarken aklıma geldi birçok şey.

O akşam o masadan çok başka kalktım.

Çok daha kendime güvenerek.

Siz çok yaşayın.

Farkında olmadan o an o şarkının çalması ve o kızın babası ile olan o sahnesi…

Görüyoruz kendimizi.

Kendimizi görmeye vaktimiz olmadan bazen geliyoruz 30 yaşına, bazen 40 yaşına, bazen 50.

Çünkü erken kaybediyorsan eğer sana kendini göstermeye çalışanları. Bazen biraz geç görebiliyorsun.

Birileri de vesile oluyor işte.

Çok kıymetliydi benim için.

Hiç unutamayacağım sahnelerden biri.

Babaların aslan kızları,

Aslan babaların kızları,

Bu yazı onlara.

Sevgiler,

Sevgi Müge Keçeci

Not: Bu yazı reklam veya ticari bir amaç gütmemektedir.

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)