SAÇLARINI KİM TARADI?

Ortalama Okuma Süresi: 2 dakika

İnsan bazen kendi kendine kalınca çok düşünüyor ya…

Bugün de bunu düşündüm. Bir yerde birileriyle görüşürken bir anda aydınlanmalar geldi. Çok yoğun bir gündü ama bir on ya da on beş dakika var ortamdan koptuğum.

Bir anda “hemzemin” dedim. Onu dediğim an aklıma önce dedem, sonra babam geldi. O zaman onunla bir yere giderdik ve kapı eşikleri yoktu. Dümdüz geçiyordu, çocuk aklımla koşturması daha rahat diye “keşke her yer böyle olsun” derdim. Dedem de gülerdi.

İlk hemzemin’i o öğretti. Çok gülmüştüm çünkü komik bir kelimeydi. Sonra oturdu anlattı mantığını, her yeni bilgide böyle ilerlerdik. Yine hayret ettim. Ben de oturmuş dinlemişim. Çocuk demiyordu, koca insan yerine koyup ne bildiyse o güne kadar anlattı. Adam kaç sene önce bana neler anlatmış, nasıl bir kız yetiştirmek istemiş, insan şaşıyor.

Daha küçücükken işlemiş, çok enteresan. Bazı insanlarla aranda işte böyle bir bağ oluyor demek ki. Onunla en başından bu yana hep çok başka ilişkimiz oldu. Ailemden herkesi çok sevdim ama ben onu çok başka sevdim.

Çok dürüsttü. Yaşım yoktu benim onun yanında, sadece Müge’ydim ve insandım.

Ya çok akıllı bir adammış ya da bir şeyleri çok başka görmüş, öngörmüş.

Neler öngörmüş. İdealinde bir kadın varmış bence; okuyan, araştıran, gören, dinleyen, anlayan, çalışan. Önce kendine, sonra çevresine faydalı olma nasihatleri mi, çalışıp kendine güvenme nasihatleri mi, ne istersen var.

Çok tuhaf.

Şu yüzyılda, bu sene de bile dünya neleri konuşurken o içinde neleri aşmış o büyüdüğü ve yetiştiği senelere rağmen.

Adam resmen annesinden başlayarak, kardeşleri, sonra eşi, sonra kızı ve sonra da torunu olmak üzere kız çocuklarının kaderi değişsin diye çabalamış. Bu daha da enteresan. Benim vardır ara ara böyle şaşırmalarım=)

Bugün de, hızlı akan bugünde de buna yine şaşırdım.

Kıyaslamak dozunda olduğunda ilerlemenin aslında en güzel yanlarından biri olabilir. Şükretmeyi pekiştirir, ilerlemeyi geliştirir ama tabii dozunda. Gerçekten geçtiğimiz günlerde onunla olan bağımı çok güzel özetledi biri:

Belki gölgesinde oturamam ama onunla burası çok güzel bir orman olur“. Bu söz o kadar etkiledi ki beni. Vefat etmeden önce odasına çağırdı, bir şeyler söyledi. Emanet etti bazı şeyleri, bazı değerleri.

Seneler geçti…

Ortak tanıdığımız bir ağabeyim dedi ki; “Sen dedene benziyorsun“. Ona benzedim gerçekten.

Kendimi çok sorguladım bu konuyla ilgili de.

“Acaba çok mu etkilendim?” sorusu çok uzun bir süre beynimi işgal etti. Değilmiş aslında. Onun vasiyet ettiklerini takip etmek bir gün olsun kaybettirmedi. Bir gün pişman etmedi. Aslında ben o olmamışım, vasiyet ettiği değerleri benimsemişim.

Onun seneidevriye dönemlerinde haliyle çok özlüyorum, onunla aramdaki bağ çok başkaydı. Babamdan çok onu görüyordum.

Belki denk gelmişsinizdir; bir kızın dedesiyle videosu var, viral oldu.

Dede diyor ki; “Bir kızın saçlarını babası tararsa kimse incitemez, saçının teline zarar veremez ama dedesi tararsa sülalesi elleyemez“.

Rahmetli çok uğraştı saçlarımla… Çok ördü, çok topladı.

Ben koşturdum, o topladı. Ben zıpladım, o ördü.

Hiç yadırgamadım. Bir dede saç örer mi demedim.

Onları izledikçe, dedem aklıma geliyor.

Hakkını yemem İyabim de çok topladı saçlarımı.

Erkek önemli.

Erkeğin kendini geliştirebilmesi çok önemli.

Ama en önemlisi bir anne olarak öyle bir erkek yetiştirmek, sanırım en önemlisi bu. Teşekkürler büyük babaanne.

Benim en büyük şansım onlar oldu. Babam ve dedemle gün sonunda aynı sayfada buluşabiliyor olmak.

O sevgiyle büyüdükçe insan kendini daha rahat geliştiriyor.

Kararlılığın yüksek oluyor, kendine güvenin başka oluyor.

Kimse kafanı karıştıramıyor,

Kendini erken yaşta buluyorsun,

Sınırlarını çok erken yaşta çizmeyi öğreniyorsun,

Ve bu liste uzuyor ve gidiyor.

Bir hemzeminden nerelere geldik.

Cimcimesinden dedesine…

Sevgiler…

Not: Yazının herhangi bir yerinde reklam ve işbirliği yok.

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)