ortalama okuma süresi: 2 dakika
Bu şarkıyı çok severim ayrı. Yazıyı yazdım kafamda, başlık düşünürken, aklıma bir anda bu şarkı geldi.
Sanırım 5-6 yaşlarında atla ve daha küçükken köpeklerle tanıştım. Her sevdiğimde, her vakit geçirdiğimde ve eve geldiğimde anneme “ne kadar güzel bakıyorlar değil mi?” diye sorduğumu hatırlıyorum.
Masum, mahçup, sevimli, alttan alttan cilveli, gözlerinin içi gülüyordu. Onlar güldükçe ben de gülüyordum. Oyuncular ya, cilveliler ya, hoşuma da gidiyorlardı. Bundandı demek.
Seneler geçti, aklım ermeye başladı. Tekrar atlarla buluştuğumda aynı şeyi düşündüm. Nasıl bakıyorlar? Yine aynı hayretle. Benim en meşhur özelliğimdir her şeye hayret ederim ben.
Seneler içinde hoşlandığım her erkekte tek bir aynı özellik vardı: bakışlar. Güzel bakan adamlar, bakarken gözlerinin içi gülen adamlar. Bunu da bir arkadaşımın uyandırması ile pekiştirmiştim.
Evet, bakışlara takılıyordum. Önce oradan yakalıyordum. Güzel bakan, masum bakan at iyi geliyordu, öyle olan köpek sevimli oluyordu. Gözler aslında bir insanı ele veriyordu.
İnsan da öyleydi. İnsanın bakışları da öyleydi. Evet, içinin güzelliği yüzüne yansıyordu ama bakışlar aslında daha önemliydi. Bir insanın bakışının güzelliği. O herkese de nasip olmuyordu ya.
Aslında tam olarak bakışı tamamlayan şefkatli bakıştı. O da karşılıklı bir sevgi unsuruydu. Ben öyle insanları seviyordum, öyle adamlardan hoşlanıyordum. Öyle bakan adamlardan.
Seneler içinde bunu gördüm.
Atlarla daha pekiştirdim.
Köpeklerle her zaman geçirdiğimde daha iyi anladım.
O her atta da yok, her köpekte de yok, her insanda da yok.
Bazı insanların güzelliği gerçekten gözlerinde, ne vücutlarında, ne giyimlerinde, ne tarzlarında…
Güzellik bakışlarda, yakışıklılık bakışlarda.
Bakışlar önemli.
Bu şarkı da dedem ve babamdan:)
https://www.youtube.com/watch?v=mGml2dW81P0
Şarkı demişken onu da ayrı bir zaman yazarım ama gerçekten ne dinlediğim belli değil. Geçenlerde bir gün birisi: “senin ‘playlist’inden korkuyorum, ne çıkacak belli değil” dedi. Haklı. Gerçekten ne dinlediğim çok belli değil. Havaya göre, saate göre, havanın rengine göre, mevsime göre… Kısacası her şeye göre değişiyor dinlediklerim. Mesela şimdi yaz. Bunlar kış şarkısı. Kış fasılı. Şimdilerde daha böyle deep house olur, klasik müzik olur, daha türkçe pop olur, oynamalı olur. Sonbaharda biraz farklılaşır. Öyle.
Bu masumane yazıyı tabii ki sulandırmam lazım, benim de özelliğim bu: dedeye sahip çıkalım, bakışlara sahip çıkalım onlar önemli:) Benim bu sululuğuma da sahip çıkmak gerek sanırım.
Bir sonraki yazılar daha genel ve biraz daha iddialı. Yumuşak bir geçiş olsun.
Arayı yumuşatalım.
Yazının herhangi bir yerinde reklam yok.
Sevgiler,
Sevgi Müge Keçeci


Yorumlar Kıymetlidir…