babam gibi.

Ortalama Okuma Süresi: 4 dakika

Kadın özgürlüğü, kadın bağımsızlığı, kadının ekonomik özgürlüğü derken böyle bunlardan hiç anlamayan birine çatacak gibiyim. Evren öyle diyecek gibi. Gidişat ona benziyor biraz.

Hissikablelvuku diyelim.

Geçtiğimiz gün hayatımın birkaç senesini gözden geçirdim. Ne zaman böyle birileri ile görüşmeye başlasam, adamlar ortadan kayboluyor. Uzun uzun bunun üzerine düşündüm.

Acaba ne yapıyordum da, gidiyorlardı?

Görüşmeye başlıyoruz, iki mesaj adam yok.

Şaka değil, gerçekten yok. Kayboluyor.

Sanki böyle gizli bir el, olaya el atıyor adamlar kayboluyor.

Nasıl olduğunu da anlayamıyorum.

Modern insanlar, konuşulabilir insanlar. Hayır ya da istemiyorum diyebilecek insanlar, ne oluyor da ortadan kayboluyorlar?

Tabii ki ihtimallerin üzerine düşünmedim ama son zamanlarda bunun üzerine de düşünüyorum. Çünkü herhangi bir problem de yok. Yani birkaç tanesini yakın arkadaşlarıma da sordum. Danıştım. Onlar da ben kadar şaşkındı.

Ben böyle gezerken, sanırım her kafasının dikine kızın kaderi olan eğitilmesi gereken bir adamla karşılaşacak gibiyim.

Biraz da babam gibi.

Ne demek o?

Şu demek: babam korumacıydı, kuralcıydı, yasakları vardı, bazı şeyleri çözmem gerekiyordu. Ben kafasının dikine, asi, inat, söz dinlemeyendim ona göre.

Kendi bildiğimi okumak için çok mücadele verdim, kabul ettirdim de ama çok mücadeleydi.

Sevgi dolu bir adamdı ama o korumacılığı beni gerçekten bir noktada hareketsiz de kılmıştı. Müdahale edemediği noktalarda asabileşiyor ve sınırların dozunu artırıyordu ki, bu hiç bana göre değildi.

Böyle adamlar gördüğüm zaman tüylerim diken diken oluyor. Ama öyle böyle değil. Hemen yeni rota oluşturuyorum. Dik çıkışlarım, inadım ve asiliğim onları sanırım biraz rahatsız ediyor.

Duyguma rağmen duruşum bozulmuyor ya daha da rahatsız ediyor sanırım. İrade.

O duruş onların egolarını biraz rahatsız da ediyor. Çünkü bu durumda nasıl bir asilik sergileyeceğim bana da gerçekten sürpriz oluyor.

Çenemi de tutamıyorum bazen. Bazen de hiç konuşmuyorum çünkü konuşursam dağıtırım ortalığı. Ağır da konuşurum. O yüzden konuşmuyorum da.

Dikkat çekmek için değil ama kendim olduğum için bunları yapıyorum. Zorum evet. Çok zorum. Böyle bir adam için ciddi bir mücadeleyim aslında.

Onlar da o mücadeleyi kedinin fareyle oynadığı gibi oynayarak, güçlü oldukları alanda oyunu domine etmeye çalışarak yapıyorlar.

Orada da zorlanınca sıkıntı başlıyor.

En son zorbalıkla senin sınırlarını iyice küçültüp, kıstırıyorlar.

Yalnızlaştırıyorlar.

Ama kendileri yok, sanki onlar yapmıyormuş gibi.

Sanki doğal akış buymuş gibi.

Ama gerçekte “bir süs maymununa” dönersin.

Öylece durman beklenir.

Ama değil.

Olay bu.

Bundan ibaret.

Ama sonra şöyle oluyor: indiriyorlar o pençelerini. Onlar indirdikçe, ben de indiriyorum.

Çünkü hayattaki mücadelenin farkına varıyorlar. Bazı şeyleri neden ve ne niyetle yaptığını anlıyorlar.

Tüm bu süreçte! Sözüm kadınlara: kendinizi açıklamak zorunda değilsiniz.

Bir de tabii anneleri biraz rahatsız ediyorum. Onun da farkındayım. Güçlü anneler de benden rahatsız oluyorlar çünkü karşılarında kendi gibi birini görüyorlar. Dolayısıyla o da onları biraz zorluyor. Bu çocuklarına çok bağımlı erkekler demek değil, kendileri gibi güçlü bir kadına aşık olan çocuklarını gördüklerinde biliyorlar aslında neler yaşayacağını. O da biraz zorluyor onun da farkındayım.

Babam tam olarak bazen: “şöyle bilmiş bilmiş konuşma” derdi. Sinirlenirdi çünkü ben ona bunları anlattığımda.

Sonra siniri geçince “feminist misin sen?” derdi.

Bu feminizm değil. Ona anlattım, anlatacağım.

Kendi işimi yapmak için mücadele ettim, kendi ekonomik özgürülüğüm için. Onunla da ettim. Hep çevreden koruma içgüdüsüyle hareket etti.

Çevre öyle diye, ben mi kısıtlanacaktım?

Hayır.

Ben de bunu kabul etmiyorum, etmeyeceğim.

Büyük ihtimalle okuyan, bu tarz erkeklerimiz de aynı şeyi söyleyecekler.

Görüyorum, artırıyorum.

İyileşeceğiz.

Demek ki, benim doktorluğumda kalemimde.

Hastam çok çünkü.

Yok öyle “sen bilirsin” deyip, güven aşılayıp, benim insiyatifime bırakıp, bilmeye başladığımda da müdahale etmek.

Ama diyorum ya, paratoner gibiyim.

Çekiyorum.

Bakalım kahramanımızı ileriki bölümlerde neler bekliyor?

Sevgiler,

Sevgi Müge Keçeci

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)