,

bir diz sorunu!

Ortalama Okuma Süresi: 8 dakika

Yazı notu: Yazının başından uyarımı yapayım. Bu benim hikayem. Herhangi bir yerinde sorunu olan kimse kendine pay çıkarmasın. Her sorun birbirinin aynı değildir. Yazı sonunda bu bilince varacaksınız zaten.

Uzun zamandır neredeyse iki senedir bir diz sorunu paylaşıyorum. Herkes soruyor: “Nedir sorun?” diye.

Anlatayım…

Sene 2015 ya da 2016.

Bir akşam, bir komidinin üzerinden geriye bir bacağım esnemeden yani bacak dimdik geriye topuğumun üzerine düştüm. Ayağım ise komodin ve yer arasında kıvrıldı. Çok şükür kırık yoktu. MR çekildi, o dönem gittiğim fizik tedavi uzmanı minik hareketler verdi. Geçti. Ama çok uzun sürmedi o tedavinin etkisi. Ayak parmaklarım, aşilim ve dizim seneler içerisinde daha çok ağrımaya başladı. O sırada ayak parmaklarım için yumuşak doku zedelenmesi dendi. Zor geçen bir şeydi. Aradan seneler geçti. 

Pandemiden sonra üzerine düşmeye karar verdim. Çünkü ayak parmaklarım, aşilim ve birçok nokta çok acıyordu. Bir çözüm bulmalıydım. 

At ve tenise başlamam buna vesile oldu. Güçlenmek için bir spor salonunda çalışmaya başladım. İyi de geldi. Vücudum çok güçlendi. Kaslarım. Gözle görülür bir şekilde olmasının dışında kendimi daha dinçte hissediyordum. Takribi bir sene sonra dizim çok şişti. O gün çok yoğun antrenman yapmıştım. Doğru fiziğe gittim. Onlar da tüm tedbirleri alalım diye beni diz doktoruna ve diz doktoru da tahlile ve MR çekimine yönlendirdi. Diz doktoru ise bir de dedemin annesinde romatizma olduğunu söylediğim için ya da tedbir amaçlı beni romatoloğa yönlendirdi. Ama anlattım. Bunlara daha önce bakıldı. Ama emin olmak istediler. 

Hemen neden şiştiğini de anlatayım. Bacakta yanlış çalışmaktan kas erimesi oluşmuş. Ben o düşüşten itibaren bacağımdaki kasları hiç doğru kullanmamışım. Sporla da birlikte yoğun hareketle bu sorun daha belirgin hale geldi. Aşilin kalınlaşması ve quariceps erimesinin nedeni tam olarak buymuş.

Diz doktorum hiçbir sorun bulamadı. Fiziğe yönlendirdi. Romatolog hanım da gördü muayene etti, “MR sonuçlarınıza bakacağım” dedi. Ertesi gün uzun bir ses kaydı ve MR üzerinde çizilmiş bölgeler ile bir sorunu işaret etti: kıkırdak. Ne yapmam gerektiğinden, ne yapmamam gerektiğine kadar uzun uzun anlatmış. Yazının ilerleyen bölümlerinde ne dediğini bulacaksınız.

Diz doktorum fizik verince fiziğe başladım. Bir yanım aslında romatoloğun haklı olabileceğini söylüyordu. Fizik iyi geldi ve geçti. Acılı bir süreçti. Aradan bir zaman sonra şişlik yeniden tekrarladı. Ben soluğu yine fizikte aldım. Bu defa çok kötüydü.

Fizikte ise haklı olarak onlar da çalışması için bir sürü şey yaptırdılar. İnatla “buradan düzelmeden gitmeyeceksin” baskısını yedim:) Onlar bildikleri doğrultuda aslında doğrusunu yapıyorlardı.

Fakat bir sorun vardı: çalıştıkça şişiyordu. Hele tedavinin bir parçası olan bacağımı arkaya doğru kapattıkları sürecin nasıl acılı olduğunu anlatamam. Bunu dizi açmak için yapıyorlardı. Bir gün bu aşamada nefesim kesildi acıdan. Onlar uyguladıklarında haklılardı ama bana iyi gelmiyordu. Fiziği bıraktım. Çünkü bir gün bir aydınlanma geldi.

Tedavi edemedikleri için değil sorun başka yerdeydi. Romatolog hanım o dönem MR üzerinde belirli yerler işaretlemiş ve sorunun orada olduğunu söylemişti. Gerçekten romatolog hanımın MR üzerinde işaretlediği yerde şiddetli bir acı vardı ve hiç geçmiyordu. Kronik gibi. Orası kıkırdaktı. 

O zaman romatolog hanım ses kaydında bana demişti ki: “6 ay mümkünse hiç yürümemeniz, tekerlekli sandalye ya da baston kullanımı ve bir sene ise mümkün olduğunca az hareket”.

Bana?

Ve eklemişti: “kıkırdağın zor iyileşen bir yer olduğunu tedavisinin ise dinlenmek olduğunu” söylemişti. 

Yalan yok, o dönem biraz fazla ihtimam gösterdiğini de düşündüm. “O kadar da değil” de dedim. 

Tüm fizik sürecinin sonunda bir senedir evde dinleniyorum. Aralarda çıktım yürüdüm. Ama hiç iyi gelmedi. Yine şişiyordu. Gittikçe kendisinin daha çok haklı olduğunu düşünmeye başladım.

Merdiven çıkışını olabildiğince azalttım, hareketi azalttım. Salondaki koltuk yaşam alanım haline geldi. Dinlendim.

Yürüyüşü de bıraktım. Yani bir senedir evdeyim. Eve gelen birçok kişiden birçok ses çıkıyor. Herkes bir fikir yürütüyor. 

Evde oturmam ailemi de biraz rahatsız etti tabii. Ben çok hareketliyim dediğim gibi oturmama çok alışık değiller. Ama direndim. Bu diz sorununu temelinden çözmek için direndim. 

Yürümeyi çok severim, yürüyemiyorum. Bana hiç uygun olmayan bir şey yapıyorum, yaptım. Neyse.

Bu süreçte birçok proje geliştirdim kendimce. Birçok iş fikri ürettim.

Gelelim sonuca…

Son bir haftadır acıyan bölge geçti, 2 cm kalınlaşan aşilim inceldi, diz kapağım şekli düzeldi. Yaklaşık üç haftadır her gün oturduğum yerde minik hareketler yapıyorum. Dizimi ve bacağımı yormadan ve yük bindirmeden. 

Bir haftadır çok rahat yürüyorum. O kadar heyecanlıyım ki…

Anlatamam. 

Artık yazıp anlatmam lazım” dedim içimden.

Bu arada gönül rahatlığıyla topluklu giymeyi de çok özledim. Saatlerce ayağımdan çıkarmadan.

Yani kıssadan hisse: tedavi her zaman çalışmak olmayabilir, tedavi bazen dinlenmek olabilir. Kimse suçlu değil, kimsenin hatası yok, gözden kaçabilir. Bunlar mümkün. Bazen hiç ummadığınız biri aslında çözüm sunabilir. Sorunu o çözebilir. O yüzden aslında birçok uzmana başvurulmalı pek çok sorunda.

Geçtiğimiz gün karşıma yabancı bir spor uzmanının videosu çıktı özetle diyordu ki: “kas tedavisi dinlenerek olur, çalışarak değil”. 

Bu benim için doğru bir bilgi.

Romatolog hanım o zaman bana çok hareketliliğim yüzünden çok kızmıştı:) Bu dizle birçok şey yapmış olmama çok kızmıştı. Komik bir muayene anım o gün benim. Onu da bir ara uzun uzun anlatırım. Hatta tüm o MR ve muayene süreçleri oldukça komikti.

Bunu neden yazdım?

Birçok alternatifi değerlendirin. Ama önce kendinizi dinleyin. Diz doktorum beni eğer romatoloğa yönlendirmeseydi bu sonuca belki hiç varamayacaktım. Fizikte debelenip duracak ve belki de süreci daha uzatacaktım. Onlar da, ben de sorunu anlamaya çalışıyor olacaktık. Asıl süreç şimdi başlıyor. Bundan sonra düzgün ve sakin bir çalışma programı ile yeniden yapılandırılacak bir bacak var. Aşil var, calf var, hamstrings var, quadriceps var… 

Böyle tenis oynayan, ata binen ve dans edip, çılgınca spor ve yürüyüş yapanları görünce içim gidiyor. Hele topuklularla yürüyen görünce içim gidiyor. Bu süreçte kendime sabırlı olmayı öğrendim. Dinlenmeyi öğrendim. Mecbur. Bir daha bunları yapabilmek için bunu yapmalıydım.

Bana sorsanız yarın tenis turnuvasına da girerim, atla yarışa da girerim:) Ama bu noktada biraz daha sabırlı olmam gerektiğinin farkındayım. Ama zor bir süreçti. Herkes çatır çutur gezerken evde olmak tatsızdı. Bir de anneannem bizdeydi. Malum yaşlı. Bir de hayata bakış açısı biraz olumsuz. Her gün bana acıyan gözlerle: “o diz nasıl düzelecek?” sorusunu sordu. Unutkanlığı da var çünkü. Bir de ben gibi çok hareketli ve yürümeyi ve sporu seven biri için çok zordu. Oturmakta zordu, anneanneme her gün düzelecek demekte… 

Dışarı çıkıyorum, topallıyorum, herkese ne olduğunu anlatıyorum. Herkes bir çözüm öneriyor. Çok şükür. Geç oldu ama güç olmadı.

Dün sitenin spor salonuna girdim, heyecanla ve biraz da korkuyla. Dizim bir çalışmadan sonra çok şişince sanırım minik bir korku yaşadım. Aşacağım. Ama spor salonundan ziyade havalar güzel bahçede kendimce spor programı yapıyorum. En kısa zamanda da bir spor profesyoneli araştırmaya başlayacağım. Dizimi kendi dizi gibi görecek, problemi kendi problemiymiş gibi benimseyecek birini bulmaya çalışacağım.

Romatolog hanım bir de bir dizi magnezyum benzeri takviye de vermişti. Bu hafta onları da almaya başlıyorum. Bu yazı iyi değerlendirmeliyim çünkü romatizmal olmasa da hasar alan yerler nemli havalarda sızı ve ağrı yapabiliyor. 

O bacak güçlenecek! 

O tenis oynanacak! 

O ata binilecek! 

O topukulular giyilecek!

Dans edilecek!

İnadım inat!

Kendimi her dışarı çıktığımda, sevdiğim insanlarla bir araya geldiğimde aynen 2024’te Wimbledon’da gözlüklerinin arkasında heyecandan ağlayan Kate Middleton gibi hissediyorum. Kesinlikle aynı problem değil ama o dışarı çıkıp sosyalleştiğinde yaşadığı o hissi anlayabiliyorum. İnsan çok heyecanlanıyor.

Yazıda bir reklam yok. Yazıda kimseyi yerme yok. Çok içsel bir süreç. Umarım sizlere de bir faydası olur. Önerilerinize açığım.

Ve daha spora ilk başladığımda “Magnezyum al biraz” diyen at eğitmenin İrge’ye de selamlar:) Romatoloğun bahsettiği takviyelerden biri de magnezyumdu:) Aklımda o muayene anısını mutlaka yazacağım. Çok eğleneceksiniz.

Bu süreçte yanımda olan tüm uzmanlara teşekkür ederim. Gerçekten çabaladılar. Ama çözüm demek ki başkaymış.

Sevgiler, 

Sevgi Müge Keçeci

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)