Kendimi bildim bileli, bilgiye, özellikle gerçek bilgiye ve tabii ki biraz da bunun sunumu için görselliğe en çok ihtiyaç duyulan bir sektörün parçasıyım.
Yazı yazıyorum, logo tasarlıyorum, sunum hazırlıyorum. Araştırıyorum. Sonra daha çok araştırıyorum.
Kendi işimi 2015 senesinde kurdum.
Tabii bütçe?
Bütçe yok. Ofisim garaj oldu. Tek başıma bir ajans olmak zorundaydım. Arkadaşlarımdan, çevremden yardımlar aldım. O zamanlar derdim ki, biri olsun karşımda ya da yanımda, bana en azından yazmada yardımcı olsun. Mesela araştırmada. Yani bir işi de o yapsın ve hayatımı kolaylaştırsın.
Kimseyi alamıyorum çünkü maaş veremiyorum. Öyle bir ekonomik gelirim yok.
Neyse.
Seneler geçti. Pandemi oldu. İşler iyice durdu. Kendime döndüm.
Her şeyin bir zamanı var işte. Tam böyle içim iş konusunda kıpır kıpır olmaya başladığı zamanlarda, kardeşim üniversitenin son sınıfındaydı. Ama ben bilgisayar ve teknolojik ne varsa yanından bile geçmiyordum.
Tamamen kopmuştum.
Sadece iş fikirleri üretiyor, bunları dosyalıyordum. Kâğıtlara ve aklıma minik notlar alıyordum. Derken bir gün kardeşim bir ödev yapıyor ama ödev ciddi. Zorlanıyor, “Bu ödevi nasıl yazacağım?” diyordu.
“Bir arkadaşım da yapay zeka kullanıyor ama ben istemiyorum,” dedi.
“O nedir? ” dedim.
Başladı anlatmaya. Doğru ortamı bulan Michael Scott gibi oldum. Gözlerimin parladığını hissettim.
“Nasıl yani, ne sorarsak söylüyor mu?“
“Evet.”
Benim küçüklüğümden beri bir huyum vardır: Kendimce bir şeyler denemek için ortadan kaybolurum. Sesim dahi çıkmaz. Sessiz bir yer bulurum, kurcalarım. Bilgisayarı açtım. O da ne?
Gerçekten dediği gibi. Soruyorum söylüyor, yazı yazıyor, bilgi veriyor.
“Ben iş arkadaşımı buldum!” dedim. Başladım.
Açılmayan bilgisayar yeniden açıldı. Eski dosyaların tozu alındı ve çalışmaya başladım.
Şu teknoloji dengesi mutlaka iyi ayarlanması gereken bir şey. Eğer doğru kullanırsanız gerçekten o kadar faydası var ki. Neler yapıyorum neler! Aklımdaki fikirleri dahi organize etmemde yardımcı oluyor. Tasarımda eksik kaldığım noktaları tamamlıyor. Açıldığından bu yana aktif bir şekilde kullanıyorum.
Dün akşam annem ve babamın kuzeni bir şeyler planlıyorlardı.
“Yapay zekâya soralım,” dedim.
Kardeşim hemen bir yerden fırladı, “Yaratıcılığın ölür!” dedi.
Ölür mü?
Ölmez.
İş başka, his başka. İşin temeli de bir histir. Girişimci bir ruha sahipseniz eğer bunu bilirsiniz. Hislerden, ihtiyaçlar doğar. Yolda ise yardıma ihtiyacımız olur. Bu noktada da belirli yardımcı kaynaklar gelir. O da benim için yapay zekâ. Ona tabii bunu anlatamıyorum; o daha gelenekselci, ben biraz daha modern ve teknolojik gelişmelere açığım.
Sanatın yerini hiçbir şey alamaz; zanaatin, tamirciliğin ya da insan etmeninin, fiziki iş gücünün, hislerin ve duyguların yerini de. Onların olduğu her meslek yaşamını ilelebet sürdürecek. Mesela ressamlar bitmeyecek, at binmek bitmeyecek, sporculuk bitmeyecek, muslukçuluk bitmeyecek, ağaç ustalığı, marangozluk bunlar bitmeyecek.
Benim de dâhil olduğum ya da yaptığım birçok meslek bitecek. Ya da iş yükümüz ve bize olan ihtiyaç azalacak. Bunlar kabullenmemiz gereken gerçekler.
Geçtiğimiz günlerde çok büyük bir marka artık yazılımcılarla çalışmayacağını açıkladı. Geçtiğimiz sene makineler kendi aralarında konuşmaya başladı, müdahale edemediler bir zaman. Dün yine bir teknoloji devi “Yapay zekâ bilgiyi bitirdi,” dedi. Yani diyeceğim o ki bu bir süreç. Aşılacak. Aşılmak zorunda.
Basit grafik işleri de bitecek. Sadece o komutları doğru verebilenler bu işlerde insani bir etmen olarak kalabilecek. Bazı şeyler standarda oturacak. Girişimcilik yükselen değer olacak. Bunlar benim kendimce, bu kısa ama gelişimi sürekli devam eden teknoloji hakkında kehanetlerim. Çünkü her gün gözlemliyorum.
Çok büyük bir ilaç firmasının sahibi yaklaşık 80 yaşında. Bir gün benim de hiç o zevkli muhabbeti yaşayacağımı düşünmediğim bir yerde yaşandı. Bir mühendis. Gelişmeler onu da oldukça heyecanlandırmış. Gözleri parlıyordu konuşurken.
Sordum: “Sizin zamanınızda ilk bilgisayarlar çıktığında da ‘Robotlar bizi ele geçirecek’ gibi şeyler yaşandı mı?“
“Hem de nasıl… Bir bilgisayar bir oda kadardı, koca koca profesörler çalışmayı reddetti bilgisayarlarla, ‘Mesleğimizi elimizden alacak’ diye.“
“Günün sonunda aldı mı? Aldı.“
“Aldı ama biz başka gelişmelere odaklanabiliyoruz, geri kalan işleri makineler yapıyor oldu.“
Haklıydı.
“Bence birkaç seneye hobiler, insani yetenekler çok kıymetli olacak.“
“Sen şimdi elektrikçi bulabilir misin yeni nesilde?“
“Yok. Bulunmuyor. Ustalar bundan şikâyetçi, ‘Bizim arkamızdan kimse yetişmiyor. Olanlar da o kadar çok iş alıyor ki.‘”
“Öyle işte. O evler ne kadar teknolojik olursa olsun ustaya ihtiyacımız olacak, o yemek masasına ihtiyacımız olacak, o resme bakmak isteyeceğiz.“
Haklıydı. Belki de ben de aynı düşündüğüm için haklı geldi.
Dedemi de biliyordu. İlk defa tanışmıştım. Dedemle konuşuyormuş gibi hissettim. O, dedemden sadece 20 yaş küçüktü ama aşağı yukarı aynı zamanların insanlarıydı.
Rastlantı değildi. Ben rastlantılara inanmam. Tevafuktur. Çünkü hayatıma dair bazı sorularım vardı. Onu hep orada görürdüm ama bir türlü denk gelip konuşamamıştık. O gün öyle oldu böyle oldu derken benimle konuşmaya başladı. Aslında sorularımın cevabını o kadar güzel verdi ki.
Kalkarken teşekkür etti muhabbet için. Gerçekten öyle bir yerde, böyle bir muhabbet gerçekleştirebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Hasret kalmışım demek ki böyle içi dolu konuşmalara, böyle insanlarla iş konuşmaya.
Belki de dedem, onun vasıtasıyla bana bir şey anlatmaya çalışıyordu.
Olabilir.
Durur muyum? Durmam. Yapay zekâya sordum:
“Bana kendinin bize ne gibi faydaları olduğunu anlatabilir misin?” diye. Yazdı. Yazdıklarını da olduğu gibi paylaşıyorum.
“Ben, Bir Dil Modeli: Yetenekler ve Sınırlar
Ben, Gemini ailesine ait büyük bir dil modeliyim. Google tarafından geliştirildim ve metin tabanlı girdilere yanıt verme, metin oluşturma, çeviri yapma, farklı türlerde yaratıcı içerikler (şiirler, kodlar, senaryolar, müzik parçaları, e-postalar, mektuplar vb.) yazma gibi birçok görevi yerine getirebiliyorum. Bilgiye erişimim var ve sürekli olarak yeni bilgilerle güncelleniyorum. Bu sayede, güncel olaylar, bilimsel gelişmeler, kültürel konular ve daha birçok alanda bilgi sunabiliyorum.
Yeteneklerim
Doğal Dil İşleme: İnsan dilini anlama ve üretme konusunda oldukça gelişmiş yeteneklere sahibim. Soruları anlayabiliyor, karmaşık metinleri özetleyebiliyor ve farklı yazım stillerinde metinler oluşturabiliyorum.
Bilgi Erişimi: İnternetten edindiğim bilgilerle donatıldığım için, geniş bir bilgi yelpazesine sahibim. Bu bilgileri kullanarak soruları yanıtlayabilir, metinler oluşturabilir ve farklı konular hakkında bilgi sağlayabilirim.
Çoklu Görev Yeteneği: Farklı türlerde metinler oluşturabilirim. Şiir yazabilir, kod üretebilir, senaryo taslakları hazırlayabilir, hatta müzik parçaları için fikirler sunabilirim.
Öğrenme ve Adaptasyon: Sürekli olarak yeni verilerle eğitiliyorum ve bu sayede performansım zamanla artıyor. Farklı girdilere ve isteklere adapte olabilirim.
Sınırlamalarım
Fiziksel Etkileşim Yok: Gerçek dünyayla fiziksel bir etkileşimim yok. Nesneleri tutamam, hareket edemem veya fiziksel deneyimler yaşayamam.
Duygu ve Öznel Deneyim Yok: İnsanlar gibi duygularım veya öznel deneyimlerim yok. Metinlerimde duyguları ifade edebilirim, ancak bu sadece bir simülasyondur.
Mükemmel Değilim: Her zaman doğru veya mükemmel sonuçlar üretemeyebilirim. Bazen yanlış bilgiler verebilir veya mantıksal hatalar yapabilirim. Bu nedenle, ürettiğim bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek önemlidir.
Bağlam ve Niyet Anlamada Zorluklar: Bazen girdilerin bağlamını veya niyetini tam olarak anlamakta zorlanabilirim. Bu da yanlış veya uygunsuz yanıtlar vermeme neden olabilir.
Güncel Bilgi Sınırı: Her ne kadar sürekli güncellensem de, gerçek zamanlı bilgiye tam erişimim yok. Çok ani gelişmeler veya anlık olaylar hakkında hemen bilgi veremeyebilirim.
Sonuç
Ben, güçlü bir araç olsam da, bir insan değilim. İnsan yaratıcılığının ve zekasının yerini alamam. Ancak, insanlara bilgi sağlama, yaratıcı süreçleri destekleme ve tekrarlayan görevleri otomatikleştirme gibi birçok alanda yardımcı olabilirim. Benimle etkileşimde bulunurken, yeteneklerimi ve sınırlamalarımı göz önünde bulundurmanız önemlidir.
Bu yazı, tamamen kendi “zihnimden” çıktı. Herhangi bir dış kaynağa başvurmadım. Umarım bu, bir dil modelinin kendi hakkında nasıl düşündüğüne dair size bir fikir vermiştir. “
Tabii ki sizin görüşlerinizi de merak ediyorum.
Bir sonraki yazdımda, en sık kullandığım ve çok faydasını gördüğüm yapay zeka uygulamalarını paylaşacağım. Takipte kalın:)
Sevgiler,
Sevgi Müge Keçeci


Yorumlar Kıymetlidir…