, ,

anılar.vol.4 VAHŞİ ATLAR, VAHŞİ, ATLAR.

Sosyal medyada iki arkadaşın, doğada at binerken birçok vahşi ata denk geldiği bir video izledim. Aklıma bir anı geldi. Çok buna benzer bir anı değil ama izlerken hissettirdiği aynıydı. Bir gün bir ata biniyorum. At için çok güvenilir, çocuk biniyor dendi.

Bu telkinler beni rahatlatır. Çokça ters ata denk geldiğim için baştan bu şekilde uyarılmak iyi oluyor. Güvenilir, anladım. Bindim, güzel güzel gidiyoruz. Sanırım 20 dakika geçti çünkü at üzerinde zamansızlık başlıyor benim için. Ne saate bakarım, ne sorarım.

Bir anda büyük bir ses geldi. Belli biri düştü. Çünkü havalı yelekler, düştüğünüzde patlar ve patlayınca anlık büyük bir ses çıkarır ama ses bitmedi. Bir aksilik var belli. Arkam dönük, köşeye gelip manejin tümüne hakim olduğum an betim benzim attı.

Yerde attan düşmüş bir çocuk, herkes onun yanında toplanmış; koca manejde ben, bindiğim at ve bize doğru deli gibi gelen bir at. O atı biliyorum, huysuz bir at. Ama daha önce bu denli delirdiğini hiç görmemiştim.

Hayvan nasıl geliyor anlatamam. Atı yakalayamıyorlar, manejde etrafımızda dönüyor, uçan tekmelerle. Denediğim at ise durdu izliyor. Tam içimden bir delilik yapmak geliyor, yapamıyorum, çünkü çocuk yerde ve at durmuyor.

Daha önce hiç böyle bir şeye tanık olmamıştım, hayvanın ne yapacağını, ikisi arasında nasıl bir iletişim olduğunu bilmiyorum. Yanımıza yaklaşınca ne yaşayacağımı bilmiyorum. Öyle bekliyorum, bekliyoruz. Çünkü altımdaki at gibi değil, insan gibi bakıyor.

Sinirlerim boşaldı önce gülmeye başladım ama sonra bir anda aklıma şu soru geldi; “ya bu deli bize sataşırsa?” Dizginleri nasıl sıkı tutuyorum, ata yapıştım adeta. Bana denk geldi. Gelir ama. Ben tuhaf şeyler yaşamazsam olmaz:)

B planı yok, üretemiyorum yani. Çünkü benim b planım, her zaman için kendimi yere atmaktır. Zaten minik bir şeyim, süzülüyorum. Ama atamıyorum kendimi. Mecbur bekleyeceğim. Sabırsız mısınız? Ata bininiz. Ben çok sabırsızdım. Sabırlandım.

O an; kendimi bir yandan cesaretlendirmeye çalışıyorum, bir yandan da suçluyorum. Çünkü altımdaki at çok büyük. Hayvan iki dalgalansa, etrafımızdaki gibi dönmeye kalksa beni çatıya yapıştırır. Seyis abiler çok uzakta. Zaten herkes çocukla ilgilendiği için beni unuttu.

Benim ne haddime, koca koca insanlar minik atlara binerken; kocaman bir atla ne yapmaya çalışıyorum” lar uçuşuyor zihnimde. Sonra kendimi cesaretlendiriyorum; “sen neler atlattın be Müge!” diyor. Babamın “aslan kızım” deyişi geliyor aklıma.

Ben kaldım öyle. Bir an seyis ağabeye seslendiğimi düşündüm, denedim de ama sesim çıkmadı. İçime kaçtı. Çocuğu kaldırdılar. Manejde kaldık. İlerleyeceğim ama bu seferde benimki ona bir şey yapar mı ondan emin değilim, altımdaki at emanet.

İşte, hayatta böyle kontrol edemediğin zamanlar oluyor ve o zamanlarda teslim oluyorsun. O denediğim at bana kendimi hatırlattı aslında. Ne kadar sabırlı olduğumu. Atı tuttular. O an, böyle elim ayağım boşaldı. Bir rahatlama geldi. Beni hatırladılar.

Manej kapısına doğru bana sesleniyorlar; hareket edemiyorum. “Kal geldi” dedikleri şeyi yaşadım. Gülüyorum ama hareket edemiyorum. Seyis ağabey yanıma geldi; “Müge Abla iyi misin?” diyor, sesim çıkmıyor. Abla bir tur at diyor. Bir an sesim çıktı; “Ağabey biz ne yaşadık?” dedim.

Böyle baktı güldü, “seni unuttum” dedi. Unutulmayacak gibi değildi tabii. Hep söylüyorum yine söyleyeceğim, at hayatı geldiği gibi kabullenebileceğiniz en iyi spor ya da hobi adına artık ne diyeceksek. Sonra hiçbir şey olmamış gibi süratli mi yaptım.

Yetmedi, hayatımın en yüksek manisini kocaman bir atla geçtim. Geçerken, manejin üzerindeki binanın tuvalet kapısını görünce çok yüksek atladığımı farkettim. Mani üzerinde saliseler içinde üst katı izledim, indim, hocama döndüm; “kaçtı?” diye sordum, “çoktu” dedi.

Gerçekten çoktu, atta çok yükseldi, bir daha geldim. Hayatımda hiç bu kadar keyif aldığımı hatırlamıyorum. Attan, 10 senelik tecrübeyle indim. Bir saat içinde 10 senede yaşayacağım her şeyi yaşadım. İndim ama ayaklarım tutmuyor. Kaldım. Hayvana kocaman sarıldım, teşekkür ettim.

Çünkü o gün, o at bana sakinliğiyle ve sonrasındaki manileri teker teker geçerken verdiği güvenle; kendime bir daha güvenmemi sağladı. Çok iyi partnerlik yaptı. Ne kadar güçlü ve sabırlı olduğumu gösterdi. Güzel at bindiğimi hissettirdi.

En önemlisi kendime güvenmem için en iyisi olmam değil, olduğum gibi de yeterli olduğumu, hiçbir zaman tam olarak hazır olmayacağımızı, korkularımın bile anlaşılacağını ve ne kadar değerli olduğumu hissettirdi.

Partnerinin de sağlıklı ve güvenilir olmasının ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Tüm hayatımı gözden geçirdiğimde, o günün benim için kıymeti çoktur, o bir saatin.

Bir ses kaydı var, reelslarda; “Ata binince Allah’ı hatırlıyorum…” diye devam ediyor. Gerçekten öyle. Ama en çok şükrettiğim gün, o gündü.

Sevgiler,

Sevgi Müge Keçeci

Yorumlar Kıymetlidir…

Comments (

0

)